Evimizde Olmak
Bulunduğumuz
yerde bir an durup düşünelim. Evimiz nerede? Sadece ailemizle birlikte
yaşadığımız binaya mı evimiz diyoruz? Şimdi evimizden çıkıp uçan bir araca
binerek yükseldiğimizi, evimize biraz yukarıdan baktığımızı düşünelim. Yükseldikçe
evimizi barındıran sokağı, o sokağın içinde yeraldığı semti, o semtin bulunduğu
şehri, o şehrin ait olduğu ülkeyi yukarıdan görmeye başlarız. Giderek daha
fazla yükselip uzaya çıkarsak, ülkemizin içinde bulunduğu gezegeni görürüz. Gezegenimiz
güneş sisteminde, milyarlarca başka gezegen ve yıldızla birlikte aynı evrende
yeralıyor. Demek ki evimiz, sandığımızdan daha büyükmüş. Aslında gerçek evimiz,
pek çok canlı ve cansız varlıklarla paylaştığımız dünya ve evrenmiş.
Dünyamız ve
onu oluşturan toprak, hava, su ve güneş olmasa, dünyamızı ve güneşi barındıran
evren olmasa, biz de yaşayamaz, varolamazdık.
- Gerçek evimizin bütün dünya ve evren olduğunu kendimize hatırlatmak için zaman zaman, dünyanın uzaydan çekilmiş bir fotoğrafına bakalım. Onu daha iyi tanımaya çalışalım.
- Bedenimizin dünya gezegenine ne kadar çok benzediğini biliyor muyuz? Dünyaya baktığımızda, toprak, su, ateş ve havadan oluşan bir bütünlük görürüz. Bedenimiz de böyledir. Toprakta bulunan maddeler, farklı biçimlerde bir araya gelip bedenimizi oluşturur. Yaşamak için su ve havaya nasıl gerek duyduğumuzu biliyoruz. Bedenimizin de, dünya gezegeninin de yarısından çoğu sudan oluşur. Yer kabuğunun altında termal enerji kaynaklarını oluşturan magma tabakası bulunduğu gibi, bedenimiz de kendi ısı ve enerjisini üretir. Dünyanın çevresinde gördüğümüz hava tabakası, bizim de etrafımızı çevirir ve her nefes aldığımızda ciğerlerimize dolar.
- Oturarak ya da yere uzanarak gözlerimizi kapayalım. Kendimizi toprak, hava ve sudan oluşan gezegenimizin üstünde, güneşimizle birlikte evrende, dünyada yaşayan tüm canlılarla birlikte yıldızların arasında yolculuk ederken düşleyelim. Dünya ve evren bizi barındıran gerçek evimiz.
Evimizi Kimlerle Paylaşıyoruz
Dünya ve
evren bizim evimizse, dünyada yaşayan tüm canlılar, yani bitkiler, hayvanlar ve
insanlar da, aynı evi paylaştığımız ailemiz ve dostlarımız sayılmaz mı? Onları
daha iyi tanımak için açık havada bazı oyunlar oynayabiliriz.
Doğa Oyunları
Bu oyunları oynadıktan
sonra yaptıklarımızı, düşünce ve duygularımızı, oyunu birlikte oynadığımız
arkadaşlarımızla paylaşalım ya da bir doğa günlüğüne yazalım. Günlüğümüzü
doğadan topladığımız kurutulmuş yaprak ve çiçeklerle, çektiğimiz fotoğraflarla süsleyebiliriz.
- Bir parkta, bahçede ya da piknik alanında otururken gözlerimizi kapatalım. Duyduğumuz seslerin hangi canlılara ait olduğunu anlamaya çalışalım. Kuşlar, arılar, kedi, köpek ya da insanlar... Sonra bu canlıların isimlerini yazalım ya da resimlerini çizelim.
- Doğada bir yürüyüş yapalım ve
çevredeki ağaçlara bakalım. Ağaçlardan birini seçip onunla tanışalım.
Kendimizi tanıtırken sevdiğimiz şeylerden, beğendiğimiz özelliklerimizden
sözedelim. Sonra ağacın özelliklerine dikkat edelim. Onun bize kendisini
tanıttığını hayal edelim. Onu dinleyelim. Ağacımız nelerden hoşlanıyor? Eğer
ağacımıza isim verecek olsak, bu isim ne olurdu?
- Seçtiğimiz ağacı bir arkadaşımızla
tanıştıralım. Bu ağacı neden sevdiğimizi, onun beğendiğimiz özelliklerini
arkadaşımıza anlatalım ya da doğa günlüğümüze yazalım.
- Bir ağaç olduğumuzu düşünelim.
Önce tohum olduğumuzu, sonra yavaşça topraktan çıkıp dallarımızın
büyüdüğünü, yaprak ve çiçeklerimizin çıktığını gösteren bir oyun oynayalım.
Rüzgar çıktığında dallarımızın nasıl sallandığını gösterelim.
- Doğanın iznini almayı deneyelim. Ağaçların
arasında yürürken bize çekici gelen bir yerde durmak ya da oturmak için
izin alalım. Bir kaç saniye dinleyip yanıtı bekleyelim. Eğer yanıt
hayırsa, başka bir yer arayalım. Bu oyunu başka arkadaşlarımızla oynayıp sonunda
birlikte oturarak deneyimlerimizi paylaşabilir, ya da günlüğümüze
yazabiliriz. Doğanın yanıtını nasıl duyduk? Bizim için hangi yanıtlar
hayır, hangileri evet anlamına geliyordu?
- Evcil hayvanları ve doğadaki diğer hayvanları tanımaya çalışalım. Hayvanlarla ilgili belgeseller izleyelim. Büyüklerimizle birlikte hayvanları yakından görebileceğimiz, mümkünse onlara dokunabileceğimiz bir çiftliğe, evcil hayvan parkına ya da evinde kedi, köpek veya kuş gibi hayvanlar besleyen bir tanıdığımıza gidelim. Bütün hayvanların bizim gibi duyguları olduğunu anlamaya çalışalım. Onlar da neşelenir, bizi sever, bazan korkar, öfkelenir veya heyecanlanırlar. Duygularını bizimkinden farklı şekilde gösterirler, ama onları yakından tanırsak, duygularını anlayabiliriz. Eğer evcil bir hayvanla arkadaşlık edebileceğimize, onun bakımını üstlenebileceğimize inanıyorsak ve evimiz uygunsa, onlardan biriyle birlikte yaşamayı düşünebiliriz.
Dinleme ve konuşma
Dinleme Oyunları
- İnsanlar konuşmadan önce bize bir
şeyler anlatabilir. Yüzlerini, duruşlarını, hareketlerini görerek onların
huzurlu, sıkıntılı, üzgün, yorgun, kızgın veya telaşlı olduklarını
anlayabiliriz. Önce kendimizi gözleyelim. Yorulduğumuzda, sıkıldığımızda
ya da kızdığımızda nasıl hareket ediyoruz? Yüzümüz ve bedenimiz nasıl
oluyor? Sonra bir araya geldiğimiz insanları gözlemleyelim. Onların görünüşünden
duygularını anlamaya çalışalım. Değişik duyguları gösteren yüzler çizelim.
- Arkadaşlarımız ya da ailemizden
biri bize bir şey anlattığında onları gerçekten dinliyor muyuz? Yoksa
dikkatimiz başka bir yerde mi? Sözlerini kesip konuşmak için
sabırsızlanıyor muyuz? Bir sonraki söyleşimizde bunları yapıp
yapmadığımıza dikkat edelim.
- Biriyle söyleşirken onu dikkatlice
dinler, gözümüzü ve kulağımızı sadece konuşan kişiye çevirirsek, onunla
eğlenceli ve iyi zaman geçirebilir, güzel şeyler paylaşabiliriz. İkimiz de
sadece kendimizle, kendi konuşmamız ve düşüncelerimizle ilgilenirsek
gerçekten bir şey paylaşabilir miyiz? Arkadaşımızı, öğretmenimizi ya da
ailemizden birini dinlerken dikkatimizi sadece ona vermeyi deneyelim. Ne
kadar dikkatli dinlediğimizi anlamak için dinleme oyunu oynayalım. Bir arkadaşımız
bize sevdiği üç şeyi kısaca anlatsın. Daha sonra biz de ona sevdiğimiz üç
şeyden sözedelim. Sonra her birimiz sırayla diğerinin anlattıklarını tekrar
edelim. Oyunun sonunda karşımızdakini ne kadar dikkatli dinlediğimizi anlamak
için kendimizi değerlendirelim.
Konuşma Oyunları
- Sevdiğimiz bir kişiyi
gördüğümüzde ona neler söylüyoruz? Onu sevdiğimizi göstermek için hangi
sözleri kullanıyoruz? Onun sevdiğimiz özelliklerini anlatacak olsak, ona
neler söylerdik? Söylediğimiz bu sözleri bir kağıda yazıp okuyalım. Kendimizi
bu sözleri söylediğimiz kişinin yerine koyalım. Onun yerinde olsak, bu
sözleri duyduğumuzda neler hissederdik?
- Bazan öfkelendiğimizde,
karşımızdaki kişiye kırıcı ya da üzücü şeyler söyleriz. Böyle zamanlarda
söylediğimiz sözleri hatırlamaya çalışalım. Bunları bir kağıda yazalım. Sonra
yazdıklarımızı okurken, bu sözlerin bize söylendiğini düşünelim. O zaman
kendimizi nasıl hissettiğimize dikkat edelim. Acaba bu sözleri
söylediğimiz kişi de aynı şeyleri hissetmiş olabilir mi?
- Bazan içimizden geldiği gibi
konuşmadığımız, doğruyu söylemediğimiz durumlar olabilir. Bu durumlardan
birini ve sonunda yaşadığımız sorunları hatırlayalım. Eğer karşımızdaki
kişiye doğruyu söylemiş olsaydık, aynı sorunları yaşar mıydık?
- Söylemek istediklerimizi karşımızdaki
kişiye aktarmanın doğru bir zamanı olabilir mi? Dinleme oyununu
hatırlayalım. Konuştuğumuz kişinin yüzünden, duruşundan ve hareketlerinden,
onların huzurlu mu, yoksa sıkıntılı, üzgün, yorgun, kızgın veya telaşlı mı
olduklarını anlamaya çalışmıştık. Böyle zamanlarda karşımızdakinden
kendimiz için bir şey istemek, iyi sonuç verir mi?
- İyi özelliklerimizi düşünelim ve kendimiz için iyi dileklerde bulunalım. Bu özelliklerimizi ve dileklerimizi yazalım. Sonra tanıdığımız diğer kişilerin iyi özelliklerini hatırlayalım ve onlara iyi dileklerde bulunalım. Bunu yaparken o kişilerin isimlerini anarak, onlara seslenen cümleler kuralım. Bu kişiler öncelikle sevdiğimiz kişiler, sonra çevremizde bulunan ancak iyi tanımadığımız, ilgilenmediğimiz kişiler olabilir. Son olarak sorun yaşadığımız, kavga ettiğimiz arkadaşlarımız varsa, onları gözlemleyip iyi özelliklerini görmeye çalışalım. Onlar için de sağlık ve güvenlik dileyelim.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder