![]() |
| Foto: luigi diamanti - FreeDigitalphotos.net |
• Duygularımıza dikkat ettiğimiz zaman, onları anlayıp adlandırabiliriz: Mutlu, öfkeli, üzüntülü, heyecanlı gibi herkesin bildiği adlar ya da fırtınalı, boş, dalgalı gibi kendi vereceğimiz bir ad olabilir. Adını koyduktan sonra bu duyguyu bedenimizin neresinde hissettiğinizi anlamaya çalışalım. Örneğin göğsümüzde, karnımızda, ayaklarımızda vb. Bu duygunun bir rengi var mı? Sesi olsa nasıl olurdu? (gülme, yakınma, homurdanma...) Bu duygu bizden ne istiyor olabilir? Duygular genellikle bizden kendileriyla ilgilenmemizi, yer vermemizi ve zaman tanımamızı ister. Duygularımıza istediklerini verebilir miyiz? Örneğin duygularımızın resmini yapabiliriz. Eğer bazı duygular bizi çok rahatsız ediyorsa, bunları güvendiğimiz bir yakınımızla paylaşabiliriz. Bizi rahatsız eden duyguları kovmak veya onlardan kurtulmak zorunda değiliz. İçimizde sakin ve sessiz bir yer olduğunu düşünelim. Gözlerimizi kapatıp yavaşça üç derin nefes aldığımızda o sakin ve sessiz yerde olabiliriz. O yerde oturup, duygularımıza da yer açabilir, onların nereden geldiğini anlamaya, onlarla arkadaş olmaya çalışabiliriz. Bunu yaparken, duygularımıza uymak ve sadece onların istediği şeyleri yapmak zorunda olmadığımızı unutmayalım. Bizi rahatsız eden duyguları sakin yerimizde konuk ederken, önemli olduğunu düşündüğümüz, sevdiğimiz şeyleri yapmaya devam edebiliriz.
• Düşüncelerimiz, özellikle onlara dikkat etmediğimiz zamanlarda kafamızın içinde yürüyen insanlara benzer. Kalabalık bir insan topluluğu gibi birbirinin ardında, yanında, koşarak ya da yürüyerek gelip geçerler. Bazıları daha gürültücü, bazıları daha sessizdir. Tıpkı duygularımız gibi onlar da bizden dikkatimizi, zamanımızı ve onlara ilgi gösterip yer vermemizi isterler. Bazan bir bakarız ki, farketmeden düşüncelerimizden birinin peşine takılıp, kalabalıkla birlikte yürümeye başlamışız. Bu yüzden çözmeye çalıştığımız bir problemle ilgili düşüncelerimize yer kalmaz ya da okuduğumuz kitaba dikkatimizi veremeyebiliriz. Böyle zamanlarda durup düşünce kalabalığını izleyebiliriz.
Düşüncelerimizi izlerken bu kalabalığa karışmadan, onları dışarıdan izleyen biri gibi gelip geçişlerine bakalım. Onların her söylediğine inanmayalım ve peşlerine takılıp gitmeyelim. Düşüncelerimiz çok kalabalıksa, üç derin ve yavaş nefes alıp yine içimizdeki sessiz ve sakin yere çekilebiliriz ve oradan izlemeye devam edebiliriz.
• Duygularımızın ve düşüncelerimizin nasıl değiştiğini anlamak için, farklı yerlerde, farklı zamanlarda oynayacağımız oyunlar sırasında onları gözleyelim. Her oyunun sonunda, ne gibi duygu ve düşüncelerimizin olduğunu anlamaya çalışalım.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder